Kılıcın Bekçileri’nden ufak bir bölüm
…
Hırsın krallığı Siberta’dan ayrılırken dikkatimi çeken bir şey daha oldu. Şehrin tam göbeğinde yükselen dev bir anıt… Merakla yaklaştım. En alt tarafında, üzerinde “Ayın Şeytanı” yazan bir pano vardı. Burada, Ceyşül-Şer adına insanları en büyük zarara uğratan şeytanların kibrini okşamak için isimlerine ve yaptıkları işlere yer veriliyordu. Birinciliğe layık görülen, “Feysi Puktan”ın altında geçen açıklama şöyleydi: “Geliştirdiği ‘Tarım İli’ oyunu sayesinde milyonlarca insanın, her gün, en az birkaç saatini hiç etme başarısından dolayı bu ödüle layık görülmüştür.”
Bu inanılır gibi değildi. İnsanların gayet masumca gördükleri oyunlar bile burada bir kumar olarak değerlendiriliyordu. Şaşkınlığımı Mürted’le paylaşınca cevabımı da almış oldum:
— Bir bilgisayar oyunundan dolayı neden Kamirler ödüllendirilsin ki? Olayın kumarla ne ilgisi var?
— Ne demek ne ilgisi var? Şeytanların olayı bu zaten. Bir kumar masasına konulabilecek en değerli şey paradır. Fakat şeytanların, paradan da çok kıymet verdikleri bir şey varsa o da zamandır. Bu oyunu oynayan insanlar, masaya zamanlarını koyuyorlar. Peki, karşılığında ne kazanıyorlar? Hiç! Ha, tabi tanıdıklardan gelen “Bravo, tebrikler, iyi iş çıkarmışsın, birkaç tahta da bana gönder” gibi şeyleri kazanç sayan varsa o başka! Oturup saatlerce oynayana sorsan, “Kazandım!” diye; yaptığı villaları, bulduğu altınları falan sayar sana. Sonra da ölürken vasiyetini duyarsan şaşırma: “Tarım ilindeki çiftliği oğlana, villayı da kıza bırakıyorum. Hanım sen de gökkuşağının altındakilerle idare et artık!” diye…
Mürted bana bir kez daha “Vay be!” dedirtmeyi başarmıştı. Tespitleri o kadar yerindeydi ki… Trafik lambasının yeşile dönmesini bekleyemeyen, Cuma Namazı’nda hoca vaazı biraz uzatınca küplere binen, eline bir kitap tutuşturmaya kalktığınızda vaktinin yokluğundan şikayet eden insan, iş internette takılmaya gelince zamanın hesabını yapmayı unutuveriyordu. Bilgisayar masası bir anda kumar masasına dönmüş, insanlar zamanlarını, hatta bu zamanların toplamından oluşan hayatlarını, sonunda kaybedecekleri kesin bir oyuna yatırıyorlardı. Fark etmeseler de bu yaptıkları, altı kurşunla Rus Ruleti oynamaktan farksızdı…
…